skip to Main Content

Çimento Sektör Raporu Kamuoyu ile Paylaşıldı! Sektör Raporu’nun Özeti ve Konu Hakkındaki İlk Değerlendirmelerimiz.

Rekabet Kurumu Tarafından Yayınlanan Çimento Sektör Raporu ve Rapor Hakkında İlk Değerlendirmeler

Rekabet Kurumu, Mayıs 2014 tarihinde başlayan ve uzun zaman alan sektör incelemesini Kasım 2016 itibariyle tamamladı ve hazırladığı raporu kamuoyuna duyurdu (“Rapor”). Bu kısa yazıda, Raporun tespitlerini, sonuçlarını kısaca özetlemek (I) ve Rapor hakkındaki yorumlarımız ile sonraki döneme ilişkin olası etkileri hakkında görüşlerimizi (II) paylaşmak isteriz.

I. Rapor ve Tespitleri

Rapor, 177 sayfa uzunluğunda olup, dünyada ve Türkiye’de çimento sektörü ile ilgili olarak genel bilgi vererek başlamaktadır. Bu bağlamda Rapor, Türkiye’nin dünyadaki rekabetçi konumuna işaret etmekte ve sektörün önemini vurgulamaktadır (bakınız I, II.A, II.B, II.C, II.D no.lu bölümler). Bu kısa başlangıçtan sonra Rapor, Kurulun geçmiş kararlarına atıf yaparak ve şikayet/ihbar adedi, incelenen teşebbüs sayısı, tüm kararlar, ihlal tespit edilen ve ceza uygulanan kararlar ve bunların zamana göre değişimini ele alan istatistiksel analizler ile Kurumun sektör özelindeki deneyimini özetlemektedir (Bölüm II.E). Daha sonra, sektör hakkında ekonomik analizlerini (Bölüm III) ve bu kapsamda eriştiği sonuçlarını paylaşmaktadır (Bölüm IV).

 

A.Çimento Sektörü ve Rekabet Kurumu’nun Sektör Özelindeki Uygulaması

Rapor, çimentonun nasıl üretildiğine ve Türkiye’nin dünyadaki konumuna değinerek başlamaktadır. Bu bağlamda Türkiye, 2013 özelinde tüm dünya üretiminin %1’ine denk gelmektedir ve üretim kapasitesi bakımından Avrupa’da ilk sıradadır, onu Rusya ve İtalya takip etmektedir. 2014 itibariyle, Türkiye’de faaliyette bulunan 68 çimento fabrikası bulunmaktadır ve Türkiye’nin önde gelen sektörlerinden biridir.  

Çimento sektörü, geçmişte Kurumun defalarca incelemesine tabi tutulmuştur –ki bu durum kuşkusuz sektör incelemesinin başlama sebeplerinden de biridir. Hakikaten Rapor, çimento sektörünün Kurulun faaliyetlerini öncelikli olarak odakladığı sektörlerden biri olduğuna işaret etmektedir. Bu bağlamda, 2014 itibariyle Kurulun idari bir süreç işlettiği ve gerekçeli karar aldığı 49 adet karar olduğu belirtilmiştir. 49 vakadan 13’ünde Kurul, soruşturma açılması yününde karar vermiştir ve bu kararların 9’unde ihlal tespit edilmiş ve idari para cezası uygulamıştır.

Rapor, Kurulun ilk faaliyete geçtiği 1997 yılında günümüze kadar uygulanan tüm cezaların %4,3’ünün çimento sektörü özelinde olduğunu tespit etmektedir. Ayrıca 2010 yılı sonrasında, Kurulun iddialar üzerine soruştura açmak yönündeki eğiliminin arttığını –ki bu durumun da sektör incelemesini tetiklediğini belirtmektedir.

Rapor, 2015 yılı içinde alınan kararlara atıf yapmakla birlikte, aynı yıl itibariyle açılan dosyaları nazara almamaktadır. Sektör incelemesinin başlangıcından itibaren günümüze kadar 4 soruşturma daha açılmış ve bu soruşturmaların ikisi hakkında rekabete aykırı anlaşmaların tespiti üzerine idari para cezası uygulanmıştır (bakınız 16-02/44-14 ve 16-05/117-52 no.lu kararlar). Başka bir deyişle 2010 yılı sonrasında sektör hakkında şikayetlerde artış ve sektöre ilgi, Kurulun ceza verme yönündeki iştahını arttırmış ve bu durum, sektör incelemesi ile birkaç soruşturmayı tetiklemiştir. (Her ne kadar sektör incelemesi anmıyor olsa da, inşaat ve konut sektörünün hükümetin önem verdiği başlıca sektörlerden olması durumunun sektör özelindeki ilgiyi ve rekabet politikasını etkilediği söylenebilecektir. Bu hususu yazının sonunda tartışıyor olacağız.) Raporun sonuçları, Kurulun andığımız halihazırdaki eğiliminin devam edeceğini ortaya koymaktadır; zira ekonomik bir bakış açısı ile Rapor, rekabetçi bir pazardan beklenmeyen birçok noksanlığa işaret etmektedir.

Rapor, ekonomik analizlerinin detayına girmeden önce Kurul kararlarında anılan sektörel özellikleri paylaşmaktadır. Buna göre:

  • Satış miktarı ve fiyat verisi dönemsellik göstermektedir; zira arz ve talep de dönemsel olarak farklılaşmaktadır. Bu bakış açısı ile Kurulun, geçmişte bir kısım dosyada fiyatların dönemsel eğilimlere göre şekillenmediğini ortaya koyarak ihlal tespit ettiği kararları bulunmaktadır.
  • Rapor, oyun bozan (maverick) teşebbüslerin çimento sektöründeki önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda Kurul kararlarına atıf yaparak, oyun bozan teşebbüslerin etkin rekabeti sağlamakta rekabet otoritelerine yardımcı olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla teşebbüslerin ihlalleri, bir pazardan oyun bozan firmanın dışlanması veya oyun bozan firmanın rekabete aykırı davranışa katılmaya davet edilmesi şeklinde gelişebilmektedir.
  • Sektörün başka bir özelliği ise dikey bütünleşme ve böylece hazır beton pazarının manipüle edilmesi olarak belirtilmektedir. Bu bağlamda Kurul kararları, bir kısım vakada çimento üreticilerinin (hazır beton da üreten dikey bütünleşik teşebbüsler dahil olmak üzere) dikey bütünleşik olmayan hazır beton üreticilerini pazardan dışlamak üzere rekabete aykırı anlaşmalar gerçekleştirdiklerini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Rapor, çimento üreticilerinin sadece rekabete aykırı yatay anlaşmaları değil, hazır beton pazarını manipüle etmeye dönük olarak rekabete aykırı dikey fiilleri de gerçekleştirebildiklerini belirtmektedir.
  • Müşteri paylaşımı ve olağandışı fiyat hareketleri iddialarının sektörün bir diğer özelliği olduğu Rapor tarafından işaret edilmektedir. Kurul, bu gibi iddiaları, fiyatı etkileyebilecek farklı faktörleri (örneğin maliyetler, kapasite, stok miktarı, talep, genel ekonomik göstergeler, büyüme, dış pazarlar gibi) ve tarafların savunmalarını nazara alarak değerlendirmektedir. Rapor, bu gibi dosyalarda sadece birkaç kriterin bir arada sağlanması durumunda Kurulun ceza verme yoluna gittiğini belirtmektedir.
  • Pazara girişler ve pazarda yer alan giriş engelleri dikkate alınması gereken diğer faktörlerdir. Bu bağlamda Rapor, çimento sektörüne girişin önemli miktarda yatırım gerektirdiğini (yaklaşık USD 100 milyon) ve bu gibi bir yatırımı hayata geçirmenin zaman alması sebebiyle (inşaat yaklaşık 18 ila 20 ay sürmektedir) arz esnekliğinin düşük olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, ÇED raporunun alınması ve diğer lisansların tedariki gibi girişi engelleyen diğer hukuki gereklilikler de bulunmaktadır. Son 10 yılda, yatırım yapılan 40 çimento fabrikasından sadece 8’i faaliyete geçebilmiştir. Bu sebeple Rapor, sektör özelinde hukuki ve ekonomik giriş engellerinin bulunduğu tespitini yapmaktadır.

 

B. Raporun Analiz ve Tespitleri

Rapor ekonomik analizlere yoğunlaşmakta ve bu analizleri sonuçları ile birlikte 4 ayrı başlık altında paylaşmaktadır:

  • Sektör özelindeki fiyatlamayı ve satış dinamikleri hakkında müşteri, şehir, şirket ve ürün özelinde veriye dayanan kapsayıcı ve detaylı bilimsel istatistikler.
  • Ekonometrik bir perspektif ile fiyat-maliyet ve fiyat-talep ilişkisinin kısa ve uzun zamanlı dönemler ayrımıyla incelenmesi.
  • Firma davranışlarının şehir ve yıl bazında ampirik yöntemler ile incelenmesi. Bu bağlamda, firmaların gözlenen fiyatlarının ekonomik olarak oligopolistik rekabet, birlikte kâr maksimizasyonu veya tekelci davranış türlerinden hangisi kapsamında anılabileceğinin simülasyonlar ile incelenmesi.
  • Maliyet etkinliği yaratan firmaların görece daha düşük fiyatlar uygulayıp uygulamadıklarının teknik etkinliklerin ve fiyatların ölçümlenerek incelenmesi. 

Yukarıda kısaca anılan ekonomik analizlerin akabinde Rapor, aşağıda yer alan sonuçları paylaşmaktadır:

  • Çimento ürünlerin bölgesel hinterlantlar oluşturmaktadır. Sektörde hukuki ve ekonomik giriş engelleri bulunmaktadır.
  • Son 5 yılda, Kurul nezdindeki şikayetlerde ve Kurul tarafından uygulanan cezalarda artış olmuştur ve bu durum sektör incelemesini tetiklemiştir.
  • Çimento ürünlerinin arz ve talebi dönemsellik içinde gelişmektedir. Bu bağlamda, kış aylarında arz ve talep azalırken, yaz aylarında ise artmaktadır.
  • Sektörde gözlemlenen büyüme oranı, 2012 yılı hariç, toplam ekonomik büyüme oranından yüksektir ve ürün fiyatları enflasyon oranından daha yüksek oranda artış göstermiştir. Bu bakımdan fiyatların; talep, dönemsellik veya arz fazlası ile uyum içinde olmadığı (bağlantısız olduğu) görülmektedir.
  • Rekabetçi koşullar, coğrafi olarak şehirler özelinde belirgin farklılıklar göstermektedir.
  • 40 şehirde arz fazlalığı bulunmaktadır –ki bu durum bazı şehirlerde 20 kata varmaktadır. Bu durum, üretim merkezlerinin konumlandırılmasının genellikle coğrafi merkezin talebinden kaynaklanmadığını göstermektedir.
  • Ülke çapındaki yoğunlaşma oranlarının görece düşük olduğu belirtilebilir; bununla birlikte, şehir bazındaki yoğunlaşma oranlarının büyük oranda farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca fiyatların, düşük yoğunlaşma seviyeleri ya da rakip sayısının artması ile uyumlu olarak düşüş göstermediği görülmektedir –ki bu durum rekabetçi pazar koşulları ile çelişmektedir.
  • İlk 5 teşebbüs, pazarın yaklaşık %50’sini kontrol etmektedir. Bununla birlikte, ülkenin bütününe yaygın olarak yüksek pazar gücüne sahip bir teşebbüs bulunmamaktadır. Teşebbüslerin pazar payları, şehirlere göre değişkenlik göstermekte ve 2014 yılına doğru yakınsama görülmektedir.
  • Şehir bazında yapılan bir incelemede ise her şehirde bir teşebbüsün baskın varlığını tespit etmek mümkündür. Teşebbüslerin çoğunluğu, ürünlerini birden fazla şehre satmaktadır.
  • Grup içi rekabet bağlamında ise satışların çoğunun grup şirketleri dışındaki müşterilere yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, bir grup şirketinin farklı terminalleri arasındaki rekabet açısından ise grup içi rekabetin düşük olduğu ve bu durumun olası bir müşteri ve/veya pazar paylaşımını gösterdiği belirtilmiştir.
  • Dökme çimento satışlarının torbalı çimento satışlarından fazla olduğu görülmektedir ve satışların en az %60’ının CEM I 42.5 ve CEM II 42.5 olarak tanımlanan iki üründen kaynaklandığı görülmektedir. Dökme çimento müşterilerinin genellikle hazır beton tesisleri olduğu, torbalı çimento müşterilerinin ise bayiler olduğu anlaşılmaktadır.
  • Müşterilerin çoğunun tek bir teşebbüsten alım yaptığı ve neredeyse müşterilerin yarısının tek ürün alımı yaptığı görülmektedir.
  • Pazarların rekabetçi yapısının, şirket davranışlarının ve ilgili rekabetçi göstergelerin şehir, müşteri ve ürün özelinde değişiklik gösterdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca yıl bazında bir inceleme yapıldığında, bu değişikliklerin durağan olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, çimento pazarının durağan bir pazar yapısına sahip olduğunu tespit etmek mümkündür.
  • Analizler, 72 şehirden sadece 13 tanesinde fiyat ve maliyetler arasında uzun dönemli bir ilişki olduğunu göstermiştir.
  • Fiyatlar ve maliyetler arasında sıkı bir ilişki tespit edilememiştir. Nitekim, belli bir dönemdeki fiyat değişimlerinin nadiren aynı dönemdeki maliyet değişikliklerinden ileri geldiği görülmüştür. Şehirlerin çoğunda maliyet değişimlerinin fiyat değişimine yol açmakta yeterli olmadığı ve bir kısım durumda söz konusu ilişkinin negatif dahi olduğu tespit edilmiştir.
  • Şehir ve yıl bazında potansiyel rekabetçi davranışların tespitine dayanan simülasyonlar, sektördeki en çok karşılaşılan davranış biçiminin birlikte kâr maksimizasyonu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, sektörde gözlemlenen fiyatların genellikle oligopolistik bir rekabetten kaynaklanabilecek fiyatlardan daha yüksek düzeyde seyrettiği görülmektedir.    
  • Yapılan analizler, sektörde üretilen çıktının ya da kullanılan girdinin arttırılması yoluyla etkinlikte %30 oranında artış sağlanmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, etkinlik skoru ve fiyatlar arasında negatif ilişki olduğu, başka bir deyişle teşebbüslerin çoğunun sağladığı etkinliği fiyatlarına yansıtmadığı görülmektedir. 

 

C. Raporun Sonucu

Yukarda yer alan tespitlerin ışığında Rapor, Rekabet Kurulu tarafından işaret edilen rekabetçi sorunların sürdüğünün analizler ile de ortaya konulduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte söz konusu sorunların, rekabete aykırı fiillerden ya da oligopolistik bağımlılıktan ileri gelen rasyonel seçimlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit etmenin mümkün olmadığı vurgulanmıştır.

Rapor, Rekabet Kurumu nezdinde en çok gündeme gelen fiyat artışı ve pazar paylaşımı iddialarını da ayrıca sorgulamıştır.

Yüksek fiyat artışı şikayetleri ile ilgili olarak Rapor, yaptığı ekonometrik analizlere işaret etmektedir ve yapılan simülasyonların teşebbüslerin genel olarak birlikte kâr maksimizasyonu davranışı ile hareket ettiğini ortaya koyduğunu belirtmektedir. Keza sektördeki yüksek etkinliğin daha düşük fiyatlara yol açması beklenirken, uygulanan fiyatların halen yüksek olduğunu vurgulamaktadır. 

Pazar paylaşımı iddiaları ile ilgili olarak ise Rapor, sektörün olması gereken rekabetçi konumdan uzak olduğunu belirtmektedir; zira şehirlerde kullanılan ürünlerin, genellikle aynı şehirlerdeki terminallerden tedarik edildiğini ve terminallerin de genellikle bulundukları şehirdeki müşterilere ürün sağladığını analizler ortaya koymaktadır. Ayrıca bir şehre satış yapan rakip sayısındaki artışların, aynı şehirdeki fiyatlarda düşüşe yol açtığını tespit etmek mümkün olmamıştır. Üstelik ülke genelindeki teşebbüslerin pazar payları genellikle simetrik bir eğilime sahiptir ve pazarın yaklaşık %50’si 5 teşebbüsün kontrolündedir. Dolayısıyla Rapor, tüm bu belirtilen unsurların sektördeki rekabetçi dinamiklerin etkin bir şekilde işlemediğini ortaya koyduğunu belirtmektedir.

 

II. Yorumlarımız ve Sonuç

Beklendiği üzere sektör incelemesinin sonucu, çimento sektörünün rekabetçi sorunlar yaşayan pazarlara benzediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Rapor, Rekabet Kurulu’nun geçmiş yaklaşımını iktisadi bir bakış açısı ile teyit etmektedir. 

Bilindiği üzere sektör, bugüne kadar gerçekleştirilen birçok idari inceleme ışığında Rekabet Kurulu’nun yakın takibindeydi. Bununla birlikte rekabetçi problemlerin devam etmesi, sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabet hukuku kurallarını iyi bildiklerinden rekabete aykırı davranışlarını saklamayı başardıkları iddialarına da yol açmaktaydı. Geçmişte çimento sektörünü oligopolistik bir pazar olarak değerlendirmesi sebebiyle Kurul, ihlali tespit etmeye yeterli delilin elde olmadığı bir kısım vakada, ayrıntılı iktisadi analizler ile sonuca varmıştır. Dolayısıyla Rapor, Kurulun gelecekte rekabete aykırı davranışları iktisadi analizler ile ortaya koymasını şüphesiz ki destekleyecek bir dayanak olacaktır ve biz uygulamacılar, bu analizlerin bulgu ve sonuçları ile mücadele ediyor olacağız. Bu durum özellikle aşağıda yer alan Rapor tespitleri nazara alındığında açıktır:

  • Teşebbüslerin pazardaki olağan davranışları, “birlikte kâr maksimizasyonu” yönündedir.
  • Sektörde gözlemlenen fiyatlar; talep, dönemsellik, arz fazlalığı, etkinlik ya da pazardaki yoğunlaşma seviyeleri ile uyumlu değildir. Vakaların çoğunluğunda, maliyet ve fiyatlar arasında zayıf ve hatta bazı durumlarda negatif ilişki olduğu görülmektedir.
  • Satışlar, genel olarak şehirler ile sınırlıdır ve bu durum, olası bir pazar ve/veya müşteri paylaşımına işaret etmektedir.

Yukarıda yer alan tespitlerin ışığında elde yeterli kanıt olmadığı ve iktisadi analiz ile sonuca varmanın bir gereklilik olarak ortaya çıktığı vakalarda (ve dolayısıyla oligopolistik bağımlılık ile maliyet, arz, fiyatları etkileyen genel pazar koşullarına dayanan savunmaların incelenmesi icap eden vakalarda), Raporun Kurul için çok kullanışlı bir enstrüman olacağını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, Kurul karşısında kendilerini savunacak teşebbüsler de savunmalarını git gide daha çok ayrıntılı iktisadi analizlere dayandırmak zorunda kalacaktır.

Rapor, Türk çimento sektörünün dünyadaki yerini belirtirken yabancı pazarlara atıf yapsa da; pazarın rekabetçi yönünü ele alırken benzer bir değerlendirme yapmamaktadır. Keza Rapor, global ve ulusal ekonomik faktörler ve onların sektör üzerindeki etkisi hakkında da benzer bir analiz yapmamaktadır ve daha ziyade, sektörü izole ederek kendi içinde bir değerlendirme yapmaya yönelmektedir. Rapor, çimento ve inşaat sektörü arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmıştır; ama detaya inip sonuçları tartışmamıştır. Açıkçası, konut inşası ile ilgili maliyetlerde çimentonun maliyetlerdeki yerinin %5 ila 10 olduğu hususu, iki sektör arasındaki etkinin sorgulanması ile ilgili tartışmalara kapı aralamaktadır.

Keza Rapor, sektör spesifik faktörleri de nazara alarak ekonomik analizlerin sonuçlarını sorgulamamaktadır. Örneğin Rapor, satışların çoğunun üretim şehrine odaklandığını ve şehir dışı satışların düşük olduğunu belirtmektedir; fakat çimento ürünlerinin nakliyesinden kaynaklanan sınırları ve daha uzun mesafelerin belirgin bir şekilde maliyetleri arttırabileceğini göz ardı etmektedir.

Raporun bazı kısımları ise iktisadi karşılaştırmalar yapılırken kafa karışıklıklarına sebebiyet vermektedir. Örneğin, çimento fiyatlarındaki artış incelenirken, ülkenin genel enflasyon oranlarına atıf yapıldığı görülmektedir. Esasen genel enflasyon oranları ile çimento fiyatları arasında doğrudan bir ilişki bulmak güç görünmektedir; zira genel enflasyona etki eden unsurlar ile çimento fiyatlarına etki eden unsurlar farklılık arz edebilecektir. Fakat Raporda bu tartışmanın hiç yapılmadığını görüyoruz. 

Rapor, uygulanan iktisadi analizlerin, karşılaştırmalı bir bağlamda çimento sektöründeki aksaklıkları ortaya koymaktaki potansiyeli ile ilgili yapılabilecek tartışmaları da içermemektedir. Bu bağlamda Rapor, çimento sektörü ile ilgili olarak farklı rekabet otoritelerinin yaptığı ekonomik analizleri tartışabilirdi ve Rapor tarafından neden ilgili analizlerin tercih edildiğine değinerek, somut olayda ilgili analizlerin neden uygun görüldüğünü açıklayabilirdi. Fakat bu tartışmalara da girilmediğini görüyoruz.

Ne yazık ki Rekabet Kurumu, Raporu sonuçlandırmadan evvel ilk bulgularını paylaşmamış ve kamuoyunun görüşlerini almamıştır. Fakat geçmişte bu konuda farklı uygulamaların olduğu da bilinmektedir. Örneğin geçmişte, HTM Perakendeciliği ile ilgili sektör incelemesinde nihai raporun yayınlanmasından evvel kamuoyunun görüşlerini alabilmek üzere bir ön rapor yayınlamıştır ve ilgili ön rapor, sektör aktörleri ve üçüncü kişilere görüşlerini açıklaması için bir fırsat vermişti. Başka bir deyişle bugüne kadar Rekabet Kurumu tarafından yürütülen birçok sektör incelemesi olmasına rağmen, sektör incelemeleri ve raporların hazırlanması ile ilgili halen tekdüze bir uygulama ve usulü belirliliğin olmadığı görülmektedir. Kanaatimizce, inceleme ve bulgular hakkındaki farklı görüşlerin dikkate alınması ve böylece daha kapsayıcı bir raporun hazırlanması için kamuoyu ile ön raporun paylaşılması süreci, sektör incelemelerinde bir gereklilik olarak kabul edilmelidir. Aksi takdirde, raporların içerikleri bazı noktalarda tartışmalı olmakta ve sektör aktörleri, Kurumun karşılaştırmalı bir perspektiften bulgularını gözden geçirmesini sağlayabilecek ve dolayısıyla önem arz edebilecek görüşlerini paylaşmaktan yoksun kalmaktadır. Keza sektör raporlarının sonuçlarının, yayınlanan rapor çerçevesinde yıllarca incelenerek tartışıldığı ve sektör hakkında değiştirilmesi kolay olmayan bir izlenim yarattığı unutulmamalıdır.

Çimento sektörünün rekabetçi yapısı ile ilgili olarak genel bir sektör aksaklığının göstergelerini ortaya koyan ve bu tespitler ile Kurulun daha sıkı takibine yol açabilecek Rapor sebebiyle Kurumun çimento sektörü özelindeki yaklaşımının artık yeni bir aşamaya geldiği anlaşılmaktadır. Özellikle konut ve inşaat sektörünün hükümet açısından öncelikli sektörler olduğu hususu ve bu sektörleri olumsuz etkileyen herhangi bir faktörün yakından takip edildiği nazara alındığında (örneğin finans sektörü –bilindiği üzere hükümet sıklıkla bankalar tarafından uygulanan yüksek faiz oranlarından yakınmakta ve bu durumu ekonominin büyümesi önünde bir engel olarak değerlendirmektedir- ve inşaat sektöründen kaynaklanan faktörler); rüzgarların çimento sektörüne karşı estiği açıktır. Dolayısıyla, sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabet hukuku kuralları ile uyumlarını gözden geçirmeleri ve rekabet hukuku ile ilgili bilinci arttırmak için gereken adımları atmalarının tam zamanıdır.

Av. İsmail Ünal Doğan, LL.M.

Kurucu Avukat

Doğan Hukuk Bürosu

16.11.2016

Anahtar Kelimeler: Çimento, Sektör Raporu, Rekabet, Rekabet Kurumu, Türkiye

This Post Has 0 Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back To Top
×Close search
Search